TRAFİK KAZALARINDAN KAYNAKLANAN TAZMİNAT DAVALARI REHBERİ
1. Giriş: Trafik Kazası Davalarının Hukuki Çerçevesi
1.1. Tanım, Amaç ve Temel Hukuki Kaynaklar
Trafik kazaları, Karayolları Trafik Kanunu (KTK, Kanun No: 2918) kapsamında tanımlanan ve düzenleme altına alınan, karayolu üzerinde hareket halinde olan bir veya birden fazla aracın karıştığı, ölüm, yaralanma ve maddi zararla sonuçlanabilen olaylardır. KTK'nın temel amacı, karayollarında can ve mal güvenliğini sağlamak, trafik düzenini temin etmek ve trafik güvenliğini ilgilendiren konularda alınacak önlemleri belirlemektir. Kanun, trafikle ilgili kuralları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini kapsamaktadır.
Trafik kazalarından doğan hukuki uyuşmazlıklarda, öncelikli olarak özel kanun niteliğinde olan 2918 sayılı KTK hükümleri uygulanır. KTK'da düzenlenmemiş veya kapsamı belirlenmemiş olan hususlarda ise 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) haksız fiillere ilişkin genel hükümleri tamamlayıcı nitelikte devreye girer. Bu hukuki kaynaklar bütünü, trafik kazası mağdurlarının uğradığı zararın tazmin edilmesini sağlamak üzere titizlikle uygulanmaktadır.
1.2. Hukuki Sorumluluğun Özel Niteliği: Tehlike Sorumluluğu
Trafik kazalarından doğan hukuki sorumluluk, Türk Hukukunda genel kusur sorumluluğundan farklı olarak, tehlike sorumluluğu (kusursuz sorumluluk) esasına dayanır. KTK Madde 85, bu temel prensibi düzenler: bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne, yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın işleteni (ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi), doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulur.
Tehlike sorumluluğu ilkesi, motorlu araçların karayolu üzerindeki potansiyel tehlikesinden kaynaklanmakta olup, işletenin kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın zarar görenin tazminat talep edebilmesine olanak tanır. Bu durum, zarar görenin, işletenin veya sürücünün fiili kusurunu ispat etme yükümlülüğünü hafifletmekte ve hukuki süreci davacı lehine önemli ölçüde kolaylaştırmaktadır. İşletenin sorumluluğu, sadece aracın hareket halinde olduğu durumlarla sınırlı olmayıp, işletilme halinde olmayan bir motorlu aracın sebep olduğu kazalarda ise zarar görenin, işletenin kusurunu veya araçtaki bozukluğun kazaya sebep olduğunu ispat etmesi gerekmektedir.
1.3. Trafik Kazası Sonucu Açılabilecek Temel Davalar
Trafik kazası sonucunda meydana gelen zararın türüne ve kapsamına göre birden fazla dava türü açılabilir:
-
Maddi Tazminat Davası: En sık karşılaşılan dava türü olup; araç hasarı (tamir masrafları, değer kaybı), tedavi giderleri, geçici ve sürekli iş göremezlik zararları ve ölüm halinde destekten yoksun kalma tazminatı taleplerini içerir.
-
Manevi Tazminat Davası: Kaza sonucu duyulan acı, elem ve ıstırabın karşılığı olarak talep edilir ve hukuki dayanağını TBK Madde 56'dan alır.
-
Rücuan Tazminat Davası: Zarar gören üçüncü kişiye ödeme yapan sigorta şirketi veya işletenin, ödenen tazminat miktarını kendi sigortalısına veya diğer kusurlu sorumlulara geri ödetmek amacıyla açtığı davadır.
2. Hukuki Sorumluluk ve Davanın Tarafları (Pasif ve Aktif Husumet)
Tazminat davasının doğru taraflara yöneltilmesi, davanın esastan kabulü ve tahsilatın sağlanması açısından hayati öneme sahiptir. KTK, sorumlu kişilerin çevresini genişleterek, zarar görenin tahsilat imkanını artırmayı hedeflemiştir.
2.1. İşletenin Tehlike Sorumluluğu ve Sorumlu Kişiler
Trafik kazalarından doğan zarardan sorumlu tutulan temel kişiler ve kurumlar şunlardır:
İşleten ve Sürücü
KTK Madde 3 uyarınca işleten, motorlu araç trafik sicilinde kayıtlı olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen kişidir. Ayrıca aracın uzun süreli kiracısı, ariyet alan veya rehin alan kişi de işleten sıfatını taşır. İşleten, motorlu aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur.
İşleten ve sürücü, kaza sonucu doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumludur. Bu müteselsil sorumluluk, zarar görenin dilediği sorumluya zararın tamamı için başvurabilmesi anlamına gelir. Trafik kaydında araç sahibi olarak görülen kişinin, her zaman aracın gerçek maliki olması gerekmediği, mülkiyeti muhafaza kaydıyla aracı fiilen elinde bulunduran alıcının da işleten sıfatıyla davalı konumunda olabileceği dikkate alınmalıdır.
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı (ZMSS)
Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (Trafik Sigortası), sigortası yapılan aracın üçüncü kişilere verdiği zararı karşılamak üzere yasal olarak zorunlu tutulmuştur (KTK 91). Sigortacı, poliçe limitleri dahilinde işleten ile birlikte müteselsil sorumlu olarak davalı konumunda yer alır.
Sigortacının sorumluluğu, sigortalının üçüncü kişilere verdiği zararları teminat altına aldığından, tazminat hakkı sahibi zarar görenler, doğrudan sigortacıya karşı dava açabilir. ZMSS sigortacısı, tazminat ödemekle yükümlü olduğu durumlarda, ödediği miktarı kendi sigortalısına rücu etme hakkına sadece poliçe genel şartlarında belirtilen istisnai durumlarda sahiptir. Ö eğin, sigortalının alkollü veya ehliyetsiz araç kullanması, istiap haddini aşması gibi durumlarda sigortacı ödediği parayı kusurlu sigortalısına rücu edebilir. Ancak, sigortalının normal trafik kurallarını ihlal ederek kusurlu olması, sigortacıya rücu hakkı vermez; zira bu sigorta, esasen sigortalının kusuru nedeniyle üçüncü kişilere verilen zararı teminat altına alır.
2.2. Sorumluluktan Kurtulma veya Azaltılması Halleri
KTK, tehlike sorumluluğunu benimsemesine rağmen, işletenin belirli şartlar altında sorumluluktan kurtulabileceği veya sorumluluğunun azaltılabileceği istisnalar öngörmüştür:
-
Tam Kurtuluş Halleri: İşleten, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan tamamen kurtulur (KTK Madde 86/1).
-
Tazminatın Azaltılması: Sorumluluktan kurtulamayan işleten, kazanın oluşumunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilir (KTK Madde 86/2). Bu durum, aşağıda detaylandırılacak olan müterafik kusur ilkesiyle yakından ilişkilidir.
-
Hatır Taşıması İstisnası: KTK Madde 87, hukuki sorumluluğun niteliğinde önemli bir değişikliğe yol açar: Yaralanan veya ölen kişi, hatır için karşılıksız taşınmakta ise, işletenin sorumluluğu tehlike sorumluluğundan çıkarak Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiillere ilişkin genel hükümlerine tabi olur. Hatır taşıması durumunda, zarar görenin işletenin kusurunu ispat etmesi gerektiğinden, davacı tarafın ispat yükü ağırlaşır ve dava süreci zorlaşır. Ancak, hatır taşıması iddiasının davalı tarafından süresinde ileri sürülmüş olması gerekir.
3. Kusur Tespiti ve Raporların Yargılamadaki Vazgeçilmezliği
Tazminat miktarının belirlenmesinde, tarafların kazadaki kusur oranları temel belirleyici faktördür. Kusur tespiti, teknik uzmanlık gerektiren ve yargılama sürecinde en çok tartışmaya neden olan aşamadır.
3.1. KTK Kapsamında Asli Kusur Sayılan Haller
KTK Madde 84, trafik kazalarında belirli kuralların ihlali durumunu asli kusur hali olarak tanımlamıştır. Bu haller, kusur oranının tespiti açısından büyük önem taşır:
-
Kırmızı ışıklı trafik işaretinde veya yetkili memurun dur işaretinde geçme.
-
Bölünmüş karayolunda karşı yönden gelen trafiğin kullandığı şerit veya bağlantı yollarına girme.
-
Arkadan çarpma.
-
Geçme yasağı olan yerlerde geçme.
-
Kavşaklarda geçiş önceliğine uymama.
Bu hareketlerden herhangi birini yapan araç sürücüsü, kusurlu sayılır. Ancak kazada bu hareketlerden birden fazlası yapılmışsa veya kaza bu hareketler dışında kurallara uyulmaması nedenlerinden doğmuşsa, kusur oranı Yönetmelikte belirtilen esaslara göre belirlenir.
3.2. Kusur Raporlarındaki Çelişkiler ve Çözüm Yöntemleri
Yargıtay, kusur tespiti konusunda titiz bir yaklaşım sergiler. Eksik incelemeye dayalı hüküm tesis edilmesini doğru bulmamaktadır. Uygulamada, özellikle aynı kazayla ilgili farklı hukuk ve ceza dosyalarında farklı bilirkişi raporlarının çelişmesi sıkça karşılaşılan bir durumdur.
Böyle bir çelişkinin varlığı durumunda veya kaza tespit tutanağının teknik yeterliliğe sahip olmaması halinde, mahkemenin öncelikle bu çelişkileri gidermesi gerekir. Bu amaçla, konunun uzmanları tarafından hazırlanmış, ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli bir heyet raporu alınması zorunludur. Yüksek mahkeme, genellikle İstanbul Adli Tıp Kurumu (ATK) trafik ihtisas dairesinden veya Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyetinden, tüm dosya kapsamı, kaza tespit tutanağı ve varsa ceza yargılamasındaki raporları da irdeleyerek yeni bir rapor alınmasını ister.
Ceza yargılamasında verilen beraat kararı, Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi (eski BK 53) gereği Hukuk Hakimini bağlamaz. Dolayısıyla hukuk hakimi, ceza dosyasındaki kusur değerlendirmesine dayanarak karar veremez; kendi dosyasında tarafların kusur durumunu gösteren yeni bir uzman heyet raporu almak zorundadır.
3.3. Zarar Görenin Müterafik Kusuru (TBK Madde 52)
TBK Madde 52 (eski BK 44), zarar görenin eylemi zararın doğmasına veya artmasına yardım ettiği takdirde hakimin tazminat miktarını indirebileceğini veya tamamen kaldırabileceğini düzenlemektedir. Bu ilke, müterafik kusur olarak adlandırılır. Müterafik kusur, kazanın oluşumuna etki eden kusurdan (asli/tali) farklı olup, zararın kapsamının artmasına neden olan davranışı ifade eder.
Kask Kullanmama ve Koruyucu Tertibat Zorunluluğu
Motosiklet veya motorlu bisiklet sürücüsü ya da yolcusunun, KTK Madde 78 uyarınca zorunlu olan koruyucu kaskı takmaması, kazanın meydana gelme nedenine doğrudan etki etmese bile, zararlı sonucun (özellikle kafa travması kaynaklı ölüm veya ağır yaralanma) doğumunda veya artmasında etkili bir eylemdir. Yargıtay içtihatları, bu durumu müterafik kusur olarak kabul etmekte ve tazminattan hakkaniyete uygun bir indirim yapılması gerektiğini belirtmektedir (uygulamada bu oran genellikle %20 civarında takdir edilmektedir).
Alkollü veya Ehliyetsiz Sürücüye Yolcu Olma
Bir yolcunun, araç sürücüsünün alkollü veya ehliyetsiz olduğunu bilerek araca binmesi de müterafik kusur teşkil edebilir. Mahkeme, davacının (yolcunun) sürücünün durumunu bilip bilmediğini, istiap haddinin aşılıp aşılmadığını (tek kişilik motosiklette birden fazla yolcu gibi) araştırmalıdır. Bu durumlar, Borçlar Kanunu'nun 52. maddesi uyarınca tazminattan indirim yapılması gerekip gerekmediği hususunda mahkemece değerlendirilmelidir.
