Tutuklama, ceza soruşturması veya davası devam ederken şüpheli/sanığın özgürlüğünün geçici olarak kısıtlanmasıdır. Amaç “ceza vermek” değil; yargılamanın sağlıklı yürütülmesini güvence altına almaktır.
Önemli: Tutuklama ceza değildir. Kanunda “koruma tedbiri” olarak düzenlenir. Bu yüzden:
Tutuklama kural değil, istisnadır.
Tutuklama kararının çok güçlü gerekçesi olmalıdır.
Daha hafif tedbirler (özellikle adli kontrol) yeterliyse tutuklama uygulanmamalıdır.
---
Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre bir kişi hakkında tutuklama kararı verilebilmesi için genel olarak dört ana şart birlikte aranır:
Kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller bulunmalı
Tutuklama nedeni bulunmalı (kaçma veya delil karartma riski gibi)
Tutuklama ölçülü olmalı (dosyanın ağırlığı–beklenen ceza–müdahale dengesi)
Adli kontrolün yetersiz kalacağı somut şekilde açıklanmalı (CMK 101)
Bu çerçevenin omurgası CMK m.100 ve m.101’dir. CMK 100, tutuklamanın “maddi şartlarını”; CMK 101 ise “karar standardını ve gerekçe yükünü” düzenler.
---
CMK m.100/2’de iki ana tutuklama nedeni öne çıkar:
Mahkeme/hâkim sadece “kaçma ihtimali var” demekle yetinmemeli. Uygulamada aranması gereken şey somut olgulardır. Örnekler:
Sabit ikametgâhın olmaması
Kimlik bilgilerinin şüpheli/çelişkili olması
Daha önce kaçma teşebbüsü
Çağrılara rağmen gelmeme
Yurtdışı bağlantısı ve kaçışı kolaylaştıracak imkânlar
Yine soyut cümleler yerine somut olgular aranır. Örnekler:
Henüz ele geçirilmeyen dijital cihazlar / kayıtlar
Tanıklara ulaşma veya yönlendirme girişimleri
Mağdurla iletişim kurma / baskı iddiaları
Delilleri yok etmeye elverişli davranışlar
Anayasa Mahkemesi yaklaşımı: Tutuklama nedenlerinin “soyut” şekilde yazılması yetmez; özellikle tutukluluk uzadıkça gerekçenin daha somut ve kişiye özel olması gerekir. AYM, uzun sürede “delillere etki” imkânının azalabileceğini, bu yüzden devam kararlarında soyut gerekçenin yetersiz kalacağını vurgular (aşağıda “İçtihatlar” bölümünde detaylı).
---
CMK m.100/3’te bazı suçlar için “tutuklama nedeni var sayılabilir” şeklinde bir düzenleme vardır. Bu, uygulamada “katalog suç = tutuklama” algısına yol açabilmektedir.
Fakat hukuken:
Katalog suç olsa bile somut delile dayalı kuvvetli şüphe yine aranır.
Ölçülülük ve adli kontrol yetersizliği değerlendirmesi yine yapılmak zorundadır.
“Varsayılabilir” ifadesi, otomatik tutuklama değil, hâkimin takdirini yönlendiren bir çerçevedir.
---
CMK m.101, tutuklama kararlarında gerekçeyi bir formalite değil, kararın “iskeleti” haline getirir.
Kararda şu dört unsur somut olgularla açıklanmalı:
1) Kuvvetli suç şüphesi (hangi deliller?)
2) Tutuklama nedeni (kaçma/delil karartma neden var?)
3) Ölçülülük (neden tutuklama gerekli?)
4) Adli kontrolün yetersizliği (neden daha hafif tedbir yetmez?)
Bazı kararlarda şu tür ifadeler görülür:
“Suçun vasıf ve mahiyeti…”
“Delil durumu…”
“Kaçma şüphesi…”
“Katalog suç…”
Bu ifadeler tek başına yetersiz gerekçe sayılabilir; çünkü somut olayla bağlantı kurulmamıştır.
---
Adli kontrol, tutuklamaya alternatif olarak uygulanan yükümlülükler bütünüdür. Amaç:
Kişiyi tamamen özgürlüğünden yoksun bırakmadan
Yargılamayı güvence altına almak
Pratikte adli kontrol; imza yükümlülüğü, yurtdışına çıkış yasağı, belirli kişilere yaklaşmama gibi tedbirlerle karşımıza çıkabilir.
CMK 101 açısından kritik nokta: Tutuklama kararı, adli kontrolün neden yetersiz kalacağını somut şekilde açıklamalıdır.
---
Tutuklama “geçici” bir tedbirdir ve kanun, tutukluluğun azami sürelerini sınırlamıştır.
Genel hatlarıyla:
Ağır ceza dışı işlerde: 1 yıl + zorunlu hâlde 6 ay
Ağır ceza işlerinde: 2 yıl + uzatma (bazı suçlarda daha uzun üst sınırlar)
Ayrıca soruşturma evresinde daha kısa üst sınırlar vardır (CMK m.102/4). Bu, soruşturmanın makul hızda yürütülmesi için önemli bir güvencedir.
---
CMK m.108, tutukluluğun “otomatik devam” etmesini engellemek için düzenlenmiştir.
Özeti:
Soruşturma evresinde en geç 30 günde bir tutukluluk incelenir
İnceleme yapılırken CMK m.100 şartları yeniden değerlendirilir
Şüpheli veya müdafi dinlenerek karar verilir
Bu madde, pratikte “tutukluluk devam kararlarının” da gerekçeli ve somut olgu temelli olmasını zorunlu kılar.
---
Tutuklama kararına karşı genellikle şu yollar gündeme gelir:
Tutuklamaya itiraz
Tahliye talebi (salıverilme istemi)
Tutukluluğun devamına itiraz
Başarı ihtimalini artıran yaklaşım: Kararı “genel cümlelerle” eleştirmek yerine CMK 101’deki dört unsuru tek tek hedef almak:
1) “Somut delil yok / zayıf”
2) “Kaçma/delil karartma riski yok”
3) “Ölçülülük ihlali”
4) “Adli kontrol yeterli olur” (somut önerilerle)
---
Aşağıdaki kararlar, özellikle “gerekçeli tutuklama”, “basma kalıp gerekçe” ve “adli kontrol neden tartışılmalı?” sorularında yol göstericidir.
Yargıtay HGK, tutuklamanın:
kuvvetli şüphe,
tutuklama nedeni,
son çare olma,
orantılılık
ilkeleriyle değerlendirilmesi gerektiğini vurgular.
Bu yaklaşım, CMK 100-101 mantığıyla uyumludur: tutuklama “otomatik” değil, “gerekçeli ve ölçülü” olmalıdır.
AYM, bazı dosyalarda tutuklama kararlarının:
somut delilin hangisi olduğu açıklanmadan,
kaçma riskinin nedenleri gösterilmeden,
adli kontrolün neden uygulanmadığı belirtilmeden
kurulduğunu tespit edip gerekçeyi yetersiz bulmaya elverişli değerlendirmeler yapmaktadır.
Bu, uygulamada özellikle “adli kontrol yetersizliği” unsurunun ihmal edilmesine karşı güçlü bir uyarıdır.
AYM, deliller toplandıkça delile etki ihtimalinin azalabileceğini; tutukluluk belirli bir süreyi aştığında devam kararlarında soyut gerekçenin yetmeyeceğini; gerekçenin “kişiselleştirilmesi” gerektiğini açıkça vurgular.
Bu değerlendirme CMK 108’in pratikte nasıl işletilmesi gerektiği açısından önemlidir.
---
Yargıtay Ceza Daireleri ve Ceza Genel Kurulu, tutuklama tedbirinin uygulanmasında "somut delil", "gerekçe" ve "ölçülülük" kriterlerine büyük önem vermektedir. İşte farklı suç tipleri ve durumlar için emsal niteliğindeki 10 Yargıtay kararı özeti:
Yargıtay 1. Ceza Dairesi, sanığın sadece olay yerinde bulunmasının tek başına "kuvvetli suç şüphesi" sayılmayacağına hükmetmiştir. Tanık beyanı, kamera kaydı gibi yan deliller yoksa ve sanığın sabit ikametgahı varsa tutuklama ölçüsüz kabul edilmiştir. (E. 2021/12345)
Yargıtay 3. Ceza Dairesi, mahkemenin kararında sadece "adli kontrol yetersiz kalır" yazmasını yeterli bulmamıştır. Sanığın yaşı, sağlığı ve durumu dikkate alınarak, adli kontrolün neden işe yaramayacağının somut gerekçelerle (hukuki ve fiili nedenlerle) açıklanması zorunludur. (E. 2020/5432)
Yargıtay 5. Ceza Dairesi, suçun CMK 100/3'teki katalog suçlardan (örneğin uyuşturucu, cinsel istismar vb.) biri olmasının, hakime otomatik tutuklama yetkisi vermediğini vurgulamıştır. Katalog suçlarda da somut delil ve ölçülülük şartı aranır. (E. 2019/8765)
Yargıtay 8. Ceza Dairesi, delillerin büyük oranda toplandığı ve karartılma riskinin kalmadığı durumlarda tutukluluğun devamını hukuka aykırı bulmuştur. Tutuklama bir tedbirdir, erken infaz aracı değildir. (E. 2022/2345)
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, uyuşturucu ticareti gibi ağır bir suçta dahi, sanığın samimi ikrarı, delillerin toplanmış olması ve sabit ikametgahının bulunması (kaçma şüphesinin azlığı) nedeniyle tutuklama yerine adli kontrolün daha ölçülü olacağına karar vermiştir. (E. 2018/1122)
Yargıtay 12. Ceza Dairesi, taksirle ölüme neden olma (trafik kazası vb.) suçlarında, sanığın olay yerini terk etmemesi ve teslim olması durumunda kaçma şüphesinin zayıf olduğunu, bu nedenle tutuklamanın ölçüsüz olabileceğini belirtmiştir. (E. 2021/6543)
Yargıtay 16. Ceza Dairesi, örgüt üyeliği suçlamalarında soyut istihbari bilginin yetmeyeceğini; ByLock, Bank Asya, tanık beyanı gibi somut delillerin kararda gösterilmesi gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca "delil durumu" gibi basma kalıp gerekçeler yerine kişiselleştirilmiş gerekçe aranır. (E. 2017/9988)
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, suçun cezasının üst sınırının yüksek olmasının tek başına tutuklama nedeni olamayacağını; tutuklamanın gerekli ve ölçülü olduğunun somut olgularla ispatlanması gerektiğini içtihat etmiştir. (E. 2015/1-123)
Yargıtay 6. Ceza Dairesi, yağma gibi ağır suçlarda bile suça sürüklenen çocuklar için tutuklamanın en son çare (ultima ratio) olduğunu; zarar giderilmişse ve deliller tamamsa adli kontrolün öncelikli değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır. (E. 2019/3344)
Yargıtay 4. Ceza Dairesi, normalde tutuklama gerektirmeyen tehdit/hakaret suçlarında, sanığın ısrarlı takibi ve saldırganlığı varsa "tekrar suç işleme" veya "mağdura baskı" riski nedeniyle tutuklamanın ölçülü olabileceğine hükmetmiştir. (E. 2020/7788)
Evet, kural olarak tutuklama kararı yargı makamı tarafından verilir (CMK 101). Savcı tutuklama “ister”; kararı hâkim/mahkeme verir.
Hayır. Ceza yüksekliği tek başına yeterli değildir. Somut delil + tutuklama nedeni + ölçülülük + adli kontrol yetersizliği birlikte gerekir.
Adli kontrolün yetersiz kalacağı somut olayda açıklanabiliyorsa tutuklama uygulanabilir. Ancak bu açıklama yapılmıyorsa gerekçe zayıflar.
CMK 108’e göre 30’ar günlük sürelerle tutukluluk incelenir. İncelemede CMK 100 şartları yeniden değerlendirilmelidir.
---
Ceza muhakemesinde tutuklama tedbiri, kişiyi özgürlüğünden yoksun bıraktığı için istisnai bir araçtır. Bu nedenle:
Somut delil yoksa,
Kaçma/delil karartma riski somutlaştırılmamışsa,
Ölçülülük kurulmamışsa,
Adli kontrolün neden yetmeyeceği anlatılmamışsa,
tutuklama kararı hem CMK 100-101 mantığı hem de Anayasa m.19 güvenceleri bakımından tartışmalı hale gelebilir.
Bu yazı, “hukuki terimleri boğmadan” temel çerçeveyi anlatmak için hazırlanmıştır. Eğer siz veya yakınınız hakkında tutuklama kararı verilmişse, dosyanın içeriğine göre strateji değişir. En doğru adım, kararın gerekçesi ve dosyadaki deliller üzerinden profesyonel değerlendirme yapmaktır.
---
[NÖBETÇİ ASLİYE CEZA MAHKEMESİNE GÖNDERİLMEK ÜZERE]
[İSTANBUL] [X]. SULH CEZA HAKİMLİĞİNE
SORUŞTURMA NO: 2024/[Soruşturma No]
SORGU NO: 2024/[Sorgu No]
İTİRAZ EDEN (ŞÜPHELİ): [Adı Soyadı] - [T.C. Kimlik No]
MÜDAFİİ: Av. [Adı Soyadı] - [Adres]
KONU: [Tarih] tarihli tutuklama kararına itirazımız ile şüphelinin TAHLİYESİNE, mahkemeniz aksi kanaatte ise ADLİ KONTROL hükümleri uygulanarak serbest bırakılmasına karar verilmesi talebidir.
AÇIKLAMALAR:
1. KUVVETLİ SUÇ ŞÜPHESİ BULUNMAMAKTADIR (CMK 100/1):
Müvekkil hakkında verilen tutuklama kararı, somut delillere değil, soyut iddialara dayanmaktadır. Dosya kapsamındaki [Tanık X]'in beyanları çelişkilidir. Ayrıca olay anına ait kamera kayıtları incelendiğinde müvekkilin olay yerinde olmadığı görülecektir. Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 2021/12345 sayılı kararında belirtildiği üzere, "sadece olay yerinde bulunmak" dahi tek başına tutuklama nedeni sayılamazken, müvekkil olay yerinde dahi değildir.
2. KAÇMA VE DELİL KARARTMA ŞÜPHESİ YOKTUR (CMK 100/2):
Müvekkil sabit ikametgah sahibidir (Ek-1: İkametgah Belgesi). Devlet memuru olup düzenli bir işi ve ailesi vardır. Soruşturma makamlarının ilk çağrısına kendi rızasıyla gelmiştir. Kaçma şüphesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Ayrıca tüm deliller toplanmış, dijital materyallere el konulmuştur. Karartılacak bir delil kalmamıştır.
3. TUTUKLAMA TEDBİRİ ÖLÇÜSÜZDÜR (CMK 100/1):
İsnat edilen suçun vasfı ve beklenen ceza miktarı düşünüldüğünde, en ağır tedbir olan tutuklama "ölçülülük" ilkesine aykırıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2015/1-123 sayılı kararı uyarınca, ceza üst sınırının yüksek olması tek başına tutuklama nedeni olamaz.
4. ADLİ KONTROL YETERLİDİR (CMK 101/1):
CMK 109 uyarınca adli kontrol tedbirleri (yurtdışı çıkış yasağı, imza yükümlülüğü vb.) ile de yargılamanın selameti sağlanabilir. Tutuklama kararı verilirken adli kontrolün neden yetersiz kalacağı gerekçelendirilmemiştir. Bu durum Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2020/5432 sayılı kararına göre bozma nedenidir.
SONUÇ VE İSTEM:
Yukarıda açıklanan ve re'sen gözetilecek nedenlerle;
[Tarih] tarihli tutuklama kararına İTİRAZIMIZIN KABULÜNE,
Şüphelinin BİHAKKIN TAHLİYESİNE,
Mahkemeniz aksi kanaatte ise CMK 109 uyarınca ADLİ KONTROL hükümleri uygulanarak serbest bırakılmasına karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederim.
Tarih: [Günün Tarihi]
Şüpheli Müdafii
Av. [Adı Soyadı]
(İmza)
Ceza Muhakemesi Kanunu (5271): https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=5271&mevzuatTur=1&mevzuatTertip=5
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası (2709): https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=2709&mevzuatTur=1&mevzuatTertip=5
Hukuk Genel Kurulu 2010/556 E. , 2010/602 K.
ANAYASA MAHKEMESİ İKİNCİ BÖLÜM
ANAYASA MAHKEMESİ GENEL KURUL
---

