Arama ve elkoyma, ceza muhakemesinde maddi gerçeğe ulaşma amacına hizmet eden; ancak konut dokunulmazlığı, özel hayatın gizliliği ve mülkiyet hakkı gibi temel haklara doğrudan müdahale niteliği taşıyan koruma tedbirleridir. Bu sebeple Türk hukukunda arama ve elkoymanın şartları yetki, şekil, usul ve yargısal denetim bakımından sıkı kurallara bağlanmış; buna paralel olarak hukuka aykırı delil yasağı hem Anayasa’da hem de Ceza Muhakemesi Kanunu’nda açıkça düzenlenmiştir. Bu çalışmada arama ve elkoyma tedbirlerinin hukuka uygunluk koşulları (CMK m.116, 119, 120, 121, 123, 127), hukuka aykırı delilin yargılamadaki akıbeti (Anayasa m.38/6; CMK m.206/2-a, m.217/2) ve Yargıtay daire kararlarının konuya yaklaşımı incelenmektedir. İnceleme sonucunda, Yargıtay içtihadının genel eğiliminin hukuka aykırı elde edilen delilin reddedilmesi ve hükme esas alınamaması yönünde olduğu; arama ve elkoyma prosedürünün “salt şekil” değil, temel hakları koruyan maddi güvenceler bütünü olarak ele alındığı görülmektedir.
Anahtar Kelimeler: Arama, elkoyma, hukuka aykırı delil, CMK, adil yargılanma, Anayasa m.38/6.
---
Ceza muhakemesi, bir yandan suç şüphesinin etkin biçimde soruşturulmasını; diğer yandan bireyin temel hak ve özgürlüklerinin korunmasını hedefleyen çift kutuplu bir yapıya sahiptir. Arama ve elkoyma tedbirleri ise bu iki kutup arasındaki gerilimin en görünür olduğu araçlardır: Delil elde etmeyi kolaylaştırmakla birlikte, bireyin konutuna, eşyasına ve mahrem alanına kamusal güç aracılığıyla müdahaleyi mümkün kılar. Bu nedenle modern ceza muhakemesi hukukunda arama ve elkoyma, “soruşturmanın sıradan işlemi” değil, sıkı koşullara tabi bir koruma tedbiri olarak tasarlanır.
Türk hukukunda bu tasarım iki katmanlı bir güvence sistemi üretir. İlk katmanda, arama/elkoymanın hangi şartlarda, kim tarafından ve hangi usulle yapılabileceği düzenlenir (CMK m.116 ve devamı). İkinci katmanda ise bu şartlara uyulmaksızın elde edilen bulguların yargılamada kullanılması engellenir (Anayasa m.38/6; CMK m.206/2-a, m.217/2).[^1] Böylece “hukuka aykırı delil” rejimi, yalnızca bir ispat kuralı değil; aynı zamanda hukuk devleti ilkesinin ve adil yargılanma hakkının kurucu unsurudur.
Bu çalışma, arama ve elkoymada hukuka aykırılığın en tipik görünümlerini ve bunların delil rejimine etkisini normatif kaynaklar ve Yargıtay içtihadı çerçevesinde incelemeyi amaçlamaktadır.
---
CMK m.116 uyarınca arama yapılabilmesi için, şüpheli veya sanığın yakalanabileceği yahut suç delillerinin elde edilebileceği hususunda makul şüphe bulunmalıdır.[^2] Makul şüphe, keyfî arama yasağının temel ölçütüdür ve arama karar/ emrinin gerekçelendirilmesi bakımından belirleyicidir. Buradaki ölçüt, salt sezgi veya genel kanaat değil; somut olayla bağlantılı, dış dünyaya yansıyan ve denetlenebilir olgulara dayanmayı gerektirir. Aksi yaklaşım, aramayı “delil bulma umuduyla başlatılan keşif faaliyeti”ne (fishing expedition) dönüştürür ki bu, temel haklarla bağdaşmaz.
CMK m.119, arama tedbirinde yetki ve şekil güvencelerini düzenler. Kural hâkim kararıdır; gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde savcı, savcıya ulaşılamadığı hâllerde kolluk amiri yazılı emriyle arama yapılabilir. Bununla birlikte, konut, işyeri ve kamuya açık olmayan kapalı alanlarda arama bakımından daha sıkı bir rejim benimsenmiştir: Bu yerlerde arama, hâkim kararı veya gecikmede savcı yazılı emriyle yapılabilir.[^3] Kanun ayrıca arama karar/ emrinde (i) aramanın nedenini oluşturan fiilin, (ii) aranılacak kişi/yer/eşyanın, (iii) kararın/emrin geçerlilik süresinin açıkça gösterilmesini zorunlu kılar.[^4]
Bu unsurlar, arama işlemini “sınırlı ve ölçülü” kılmayı ve sonradan yapılacak yargısal denetimi mümkün kılmayı hedefler. Dolayısıyla karar/emirde kapsamın belirsiz bırakılması, aramanın sınırlarının pratikte genişlemesine; dolayısıyla ölçülülük ve kanunilik ilkelerinin zedelenmesine yol açabilir.
CMK m.120, arama sırasında zilyedin veya belirli yakınlarının/temsilcisinin/komşusunun hazır bulundurulabilmesini ve avukatın aramada hazır bulunmasına engel olunamayacağını düzenler.[^5] CMK m.121 ise arama sonunda talep hâlinde belge verilmesi, elkonulan/koruma altına alınan eşyaların listesinin çıkarılması ve eşyanın mühürlenmesi/işaretlenmesi gibi güvenceleri öngörür.[^6] Bu düzenlemeler, hem müdahalenin şeffaflığını sağlar hem de “sonradan uyuşmazlık” riskini azaltır. Özellikle eşya listesi ve mühürleme, elkoyma sonrası delilin bütünlüğü (chain of custody) bakımından kritiktir.
CMK m.123, ispat aracı olarak yararlı görülen veya müsadere konusu olabilecek malvarlığı değerlerinin muhafaza altına alınmasını; rıza ile teslim edilmezse elkoyma yapılabilmesini düzenler.[^7] Elkoymada da kural hâkim kararıdır; gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde savcı, savcıya ulaşılamadığı hâllerde kolluk amiri yazılı emriyle elkoyma yapılabilir (CMK m.127/1).[^8] En önemli güvence, hâkim kararı olmaksızın yapılan elkoymanın 24 saat içinde hâkimin onayına sunulması ve hâkimin 48 saat içinde karar vermesi zorunluluğudur; aksi hâlde elkoyma kendiliğinden kalkar (CMK m.127/3).[^9]
Bu onay mekanizması, elkoymanın yargısal denetimini sağlayan kritik bir korumadır. Ancak burada “onay”ın, işlemin hukuka aykırılığını otomatik biçimde ortadan kaldıran bir sihirli değnek olmadığı; işlemin dayandığı arama veya elkoyma emrinin hukuki temelinin ayrıca değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmelidir.
---
Anayasa m.38’de “kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulgular, delil olarak kabul edilemez” hükmü yer alır.[^10] Bu norm, hukuka aykırı delil yasağını anayasal düzeyde kurarak, ceza yargılamasında maddi gerçeğe ulaşma hedefinin hukuk devleti sınırları içinde kalmasını teminat altına alır.
CMK m.206/2-a uyarınca, ortaya konulması istenen delil kanuna aykırı olarak elde edilmişse reddedilir.[^11] CMK m.217/2 ise yüklenen suçun hukuka uygun şekilde elde edilmiş her türlü delille ispat edilebileceğini belirterek, hukuka aykırı delilin ispat aracı olarak kullanılmasının önünü kapatır.[^12]
Bu iki hüküm birlikte değerlendirildiğinde Türk ceza muhakemesinde hukuka aykırı delil yasağının “yargıcın takdirine bırakılmış bir ölçüt” değil; normatif olarak emredici bir sınır olduğu anlaşılır.
---
Bu bölümde, Apilex içtihat havuzundan sağlanan Yargıtay kararları esas alınarak, hukuka aykırı arama ve elkoyma ile bağlantılı delil yasaklarının nasıl yorumlandığı ele alınacaktır. Mevcut karar metinleri, özellikle hukuka aykırı delilin reddi ilkesini Anayasa ve CMK hükümleriyle birlikte kuran bir yaklaşımı yansıtmaktadır.
Ceza Dairesi, 11. Ceza Dairesi ve 5. Ceza Dairesi kararlarında tekrar eden ana şema şudur: (i) Anayasa m.38/6 gereği kanuna aykırı bulgular delil olamaz, (ii) CMK m.217/2 gereği suç ancak hukuka uygun delille ispatlanır, (iii) CMK m.206/2-a gereği hukuka aykırı delil reddedilir.[^13]
Bu yaklaşımın pratik sonucu, arama/elkoyma usulündeki aykırılıkların “önemsiz şekil eksikliği” olarak görülememesi; aksine delilin yargılamaya girişini engelleyen bir “kabul edilebilirlik sorunu” doğurmasıdır. Zira arama/elkoyma, temel haklara müdahale içerdiği için, usule ilişkin güvenceler çoğu zaman aynı zamanda “maddi” koruma sağlar.
Yargıtay karar özetlerinde, hukuka aykırı yöntemle elde edilen delile dayanmanın “hukuka kesin aykırılık” sebebi oluşturabileceği vurgulanmaktadır.[^14] Bu vurgu, hukuka aykırı delil rejiminin yalnızca delilin reddiyle sınırlı kalmadığını; aynı zamanda hükmün denetiminde (istinaf/temyiz) belirleyici bir rol oynadığını gösterir.
Bu çerçevede mahkeme, hukuka aykırılık iddiasını tartışmaksızın delile dayanarak mahkûmiyet kurduğunda, hükmün üst denetimde bozulması riski doğmaktadır. Bu nedenle savunma makamı bakımından arama/elkoyma belgelerinin dosyaya getirtilmesi, işlemin dayanağı olan karar/emir ve tutanakların denetlenmesi; mahkeme bakımından ise hukuka uygunluk tartışmasının gerekçeli şekilde yapılması kritik önem taşır.
---
Bu kısımda, hukuka aykırı arama ve elkoymanın uygulamada en sık görülen biçimleri, normatif çerçeveyle bağlantılandırılarak sınıflandırılmaktadır. İçtihat metinleri (özetleri) daha çok genel ilkeyi vurgulamakla birlikte, bu sınıflandırma CMK’daki şekil ve yetki şartlarının “neden” hayati olduğunu göstermeyi amaçlar.
Arama kararının/ emrinin yetkili merci tarafından verilmemesi veya konut/işyeri gibi yerler bakımından kanunun aradığı sıkı rejime uyulmaması, aramayı hukuka aykırı kılar (CMK m.119/1).[^15] Bu durumda elde edilen bulguların, Anayasa m.38/6 ve CMK m.206/2-a çerçevesinde delil olarak kullanılması mümkün değildir.
CMK m.119/2’de arama karar/ emrinde bulunması zorunlu unsurlar, arama yetkisinin sınırlarını çizer. Bu unsurların “sınırlayıcı” işlevi zayıfladığında, arama hedefi belirli bir fiil veya belirli bir eşya olmaktan çıkar; genel bir araştırma faaliyetine dönüşebilir. Bu dönüşüm, hem ölçülülük ilkesini hem de keyfîlik yasağını zedeler. Bu nedenle karar/emirde fiilin ve adresin açık yazılması, şekli bir formalite değil, temel hakları koruyan bir zorunluluktur.
Elkoymada 24 saat içinde onaya sunma ve 48 saat içinde karar şartı, elkoymanın hukukiliğinin devamı için kurucu bir koşuldur (CMK m.127/3).[^16] Sürelere uyulmaması, elkoymayı kendiliğinden kaldırır. Burada iki ayrı sonuç doğar: (i) eşyaya el koymanın hukuki temeli ortadan kalkar ve iade/itiraz imkânları güçlenir, (ii) bu süreçte elde edilen delilin yargılamada kullanılabilirliği tartışmalı hâle gelir.
CMK m.121 uyarınca eşya listesinin tutulması, talep hâlinde belge verilmesi ve eşyanın mühürlenmesi/işaretlenmesi, delilin bütünlüğünü ve işlem şeffaflığını sağlar.[^17] Bu güvenceler ihlal edildiğinde, yalnızca “usul hatası” değil; delilin güvenilirliğini ve elde edilişinin denetlenebilirliğini zedeleyen bir durum ortaya çıkar. Dolayısıyla müdafi bakımından, elkoyma listesinin bulunup bulunmadığı ve eşyanın muhafaza sürecinin nasıl yürütüldüğü her dosyada kontrol edilmelidir.
---
Arama ve elkoyma, ceza muhakemesinin delil toplama kapasitesini artıran güçlü araçlardır; ancak temel haklara müdahale içerdiği için kanun koyucu tarafından sıkı koşullara bağlanmıştır. Bu sıkılık, “şekilcilik” değil; hukuki güvenliğin ve adil yargılanma hakkının zorunlu sonucudur.
Anayasa m.38/6 ile CMK m.206/2-a ve m.217/2 birlikte değerlendirildiğinde, hukuka aykırı delilin yargılamada kullanılmasının normatif olarak yasaklandığı görülür. Apilex havuzunda yer alan Yargıtay kararları da, bu yasağın Anayasa ve CMK hükümleriyle temellendirildiğini; hukuka aykırı delile dayanmanın hükmün denetiminde ciddi sonuçlar doğurabildiğini göstermektedir.[^18]
Bu çerçevede uygulama bakımından üç öneri öne çıkar: (i) arama/elkoyma işlemlerinde karar/emir, kapsam, süre, tutanak ve hazır bulunanlar yönünden CMK güvencelerine eksiksiz uyulması; (ii) savunmanın hukuka uygunluk denetimini delil tartışmasının merkezine alması; (iii) mahkemelerin hukuka aykırılık iddialarını CMK m.206/2-a bağlamında açıkça tartışıp gerekçelendirmesi. Gaziosmanpaşa Avukat Süleyman Aygül Değerlendirmesi yapmıştır.
---
[^1]: Anayasa m.38/6 ve CMK m.206/2-a ile m.217/2 hükümleri birlikte değerlendirildiğinde hukuka aykırı delil yasağının normatif temeli ortaya çıkar. Bkz. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.38; CMK m.206, m.217.
Anayasa (2709) resmi metin: https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=2709&mevzuatTur=1&mevzuatTertip=5
CMK (5271) resmi metin: https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=5271&mevzuatTur=1&mevzuatTertip=5
[^2]: CMK m.116. CMK (5271) resmi metin: https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=5271&mevzuatTur=1&mevzuatTertip=5
[^3]: CMK m.119/1. CMK (5271) resmi metin: https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=5271&mevzuatTur=1&mevzuatTertip=5
[^4]: CMK m.119/2. CMK (5271) resmi metin: https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=5271&mevzuatTur=1&mevzuatTertip=5
[^5]: CMK m.120. CMK (5271) resmi metin: https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=5271&mevzuatTur=1&mevzuatTertip=5
[^6]: CMK m.121. CMK (5271) resmi metin: https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=5271&mevzuatTur=1&mevzuatTertip=5
[^7]: CMK m.123. CMK (5271) resmi metin: https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=5271&mevzuatTur=1&mevzuatTertip=5
[^8]: CMK m.127/1. CMK (5271) resmi metin: https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=5271&mevzuatTur=1&mevzuatTertip=5
[^9]: CMK m.127/3. CMK (5271) resmi metin: https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=5271&mevzuatTur=1&mevzuatTertip=5
[^10]: Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.38/6. Anayasa (2709) resmi metin: https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=2709&mevzuatTur=1&mevzuatTertip=5
[^11]: CMK m.206/2-a. CMK (5271) resmi metin: https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=5271&mevzuatTur=1&mevzuatTertip=5
[^12]: CMK m.217/2. CMK (5271) resmi metin: https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=5271&mevzuatTur=1&mevzuatTertip=5
[^13]: Yargıtay kararlarında Anayasa m.38/6 ve CMK m.206/2-a, m.217/2 birlikte anılmaktadır. Örnekler:
(1) 19. Ceza Dairesi 2015/11794 E., 2015/9352 K.
(2) 5. Ceza Dairesi 2014/11050 E., 2020/253 K.
(3) 11. Ceza Dairesi 2016/6510 E., 2018/1091 K.
(4) 11. Ceza Dairesi 2016/5850 E., 2019/5977 K.
(5) 11. Ceza Dairesi 2016/11773 E., 2017/4593 K.
(6) 19. Ceza Dairesi 2015/4879 E., 2015/2815 K.
[^14]: Hukuka aykırı delile dayanmanın hukuka kesin aykırılık sebebi olabileceğine dair değerlendirmeler için bkz. özellikle 5. Ceza Dairesi 2014/11050 E., 2020/253 K..
[^15]: CMK m.119/1. CMK (5271) resmi metin: https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=5271&mevzuatTur=1&mevzuatTertip=5
[^16]: CMK m.127/3. CMK (5271) resmi metin: https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=5271&mevzuatTur=1&mevzuatTertip=5
[^17]: CMK m.121. CMK (5271) resmi metin: https://www.mevzuat.gov.tr/File/GeneratePdf?mevzuatNo=5271&mevzuatTur=1&mevzuatTertip=5
[^18]: Kararların ortak yaklaşımı ve atıf düzeni için topluca bkz. Dipnot 13’te yer verilen Yargıtay kararları.
---

